21 Kasım 2009 Cumartesi

Bir kitap arama güncesi volume 2

Evet sayın okurgaç
Güncemizin Kadıköy ayağına gelmiş bulunmaktayızdır.
Öncelikle yıllar kadar uzun süren otobüs yolculuğu derhal hemen hızla sonlandırılmıştır.Birazcık yürümenin kimseye zararı olmadığı gibi yağları bile erittiği rivayet edilir.Bakalım bizim hala o konuda umudumuz vardır.
Kah dükkanlara bakarak kah acaba ne yemeliyim diye düşünerek Boğaya kadar gelinmiştir.
Direk iskeleye doğru mu sallandırayım bünyeyi yahut Bahariye'ye mi çıkayım ikilemleri ile şahsımı Rex'in sokağında bulmuşumdur.Oralara buralara bakılınarak, kitabın yollanacağı insanlara ufaktan tefekten hediyecikler düşünülerek aşağı sahaflara varılır.Varılır varılmasına fakat heyhat hayat!!
Kitabı bulmak sanıldığı kadar kolay değildir.
Aşağıdaki kelime öbekleri onlarca kez tekrarlanmıştır.

-Anais Nin - Henry ve June?
-Anais Nin yazar yazar.Henry ve June kitabın adı.
-Can yayınları Anais Nin
-Henry ve June - Can yayınları ve benzerlerini defalarca telaffuz etmekten dilde tüy kalmamıştır.

Anais Nin artıkk ağızdan Anaanı skim şeklinde çıkmaktadır.
Bu tabii ki arayıcının
- benim bu arayıcı- terbiyesizliğinden kaynaklanmaktadır.
Zira kendisi küfürbazın önde gidenidir.

Velhasılı kelamdır Akmar denilen o ergen tapınağı her zamanki gibi yüceliğini göstermiş ve Akmar'ın helal alkollu ürünlerinden tatmış nadide metalci abilerinden biri bize yolu göstermiştir.
Kitaplar meğer 2 parmağımın ve kredi kartımın şifrelerinde gizli imiş.

Arayıcı derhal kitapların kaynağına ulaşmak için acele ile Kadıköyünden uzaklaşmadan önce çok anlarmış gibi Hacı Bekir'e girmiş, ayıptır söylemesi fakat kendisi görmemişin önde gideni olduğundan rahatlıkla söyleyebilirz ki yarım kilo fıstıklı lokum almıştır.Mercandan midyesini yemiş koştur koştur trene koşmuştur.
Dünyalar şirini evine ulaşır ulaşmaz Misi'sini açmış, o ulu derya deniz olağanüüstü süper internet dünyasında, adresini aşağıda vereceğimiz siteden, kitaptan 3 adet sipariş ederek amacına ulaşmıştır.
Türkiye'deki bir sürü kitapçının birleşip oluşturduğu bir sitede 600.000 adet 2.el kitap arasında sadece 3 adet bulunan bu kitabın 3'üde kendisine aittir artık.

Görgüsüz olduğunu birkaç cümle önce belirttiğimiz bu arayıcı kitapların 2sini Anakaradan 1 tanesini de İstanbulun bilmediği bir semtinden sipariş etmiştir.
Amacına ulaşmış mıdır?
Ulaşmıştır.

Arayıcımız yeni görevlerle tekrar görüşmek üzere der, yardımlarını esirgemeyen metalci abimizi selamlar, sitenin adresini de aşağıya çiziktiriverir.
www.nadirkitap.com

Noracanım güzel geldi bir daha ver.

Bir kitap arama güncesi volume 1

Cumartesi erkenden kalkılır ve bakkaldan 1 star 2 adet ek alınır.
Neden? Çünkü içinde hesican vardır.eve gelinir, gazete okunur, mesajlar notlar yazılır ve günün asıl önemli görevi olan kitabı bulmak üzere yola çıkılır.

Önce eve en yakın lokasyonlarda kitap aranır ve bulunamaz.Bu biraz da bünyede rahatlığa sebebiyet verir.Bu kadar basit olmamalıdır bu kitabı bulmak.
Uzun süredir gidilemeyen yarı memleket sayılan Kadıköy'e varmak için sahilden 16 d'ye binilir. zooooooorrrtt duydunuz zilin sesini.Zira kendisi yanlış seçimdir.

Cumartesi günü Bağdat Caddesinden geçen bir otobüse binmek akıl karı değildir.Tecrübe edilmiştir.Tavsiye edilmemektedir.

Cadde yolculuğumuz sırasınca bol bol gözlem yapma ve düşünme fırsatımız olmuştur.Çünkü 30 dakikalık yolu 90 dakikada almışızdır.

-Yaşı 11 ile 15 arasındaki hemen hemen her kızın ayağında UGG vardır.Acı ama gerçek.Hatta yüzde 98 diye bir oran bile verebilirim.Saydım rakamlar doğrudur sorgulamayınız.

-Her 10 kadından 9'nun önünde bir puset bulunmaktadır.Çocuğu kapan son model pusetiyle caddeye yürüyüşe çıkmıştır.yargılamıyoruz.onlar da bir ananın evlatlarıdır.nefes almaya ihtiyaçları vardır.

-Gözleri şehla bir kız ile sevgilisi ışıkların yanmasını beklerken birbirlerine aşkla bakmış ve sarılmışlar, oldukça güzel bir görüntü oluşturmuşlardır.Keşke sevdiceğimiz yanımızda olsa dedirtmiştir.

-Biz sıtarbakıs olsun, gilorya jins olsun, cafe kuraan olsun kahvehanelere çok bayılan bir milletizdir, öyle doğmuşuzdur ama biz doğdumuz zaman bunlar vardı da biz mi gitmemişizdir.

-Otobüste yanımızda oturan herif uyuklamak suretiyle bizim olduğumuz tarafa doğru meyledince depiği kafasına geçirmişizdir.

Güncenin Kadıköy ayağı az sonradır.

ya da yarındır.
şu anda muammadır.

18 Kasım 2009 Çarşamba

kombin günü

üstümde bir t-shirt var.
sapsarı ya da tupturuncu ya da yemyeşil.
güneşli bir günün rengi neyse sende o renk işte.
altta bir kot.
taşlanmış gibi ama taşlaşmamış,
eşofman rahatlığında ama seksi,
gri ama nostaljik resimlerdeki huzur veren griden.
ayağımda kenarında yıldız olan bir bot var.
her daim üstümde bir yıldız taşırım.
bugünkü kombinde ayakkabıma gelmiş.
hepsi evimizin küçük,
sevimli yatak odasındaki raftan alındı.
üzerlerine sevinç bulaşmış.
silkelemedim.
öyle sevinçli sevinçli giydim hepsini.

16 Kasım 2009 Pazartesi

stuck in the middle

kendisini kan tutan kadınlar her pms döneminde nasıl altlarını değiştiriyor?

'bize çikolata değil para lazım' diyen Charlie nasıl her seferinde gözleri yaşartıyor?

hergün bir bardak kahve ve bir paket tutku dışında birşey yemezsem ne kadar kilo verebilirim?

çocuğumuz olursa adını Mika koyalim mı?
dedim aldığım tepkiyi çok düşünmeye hacet yok.

12 Kasım 2009 Perşembe

grace kelly




nerden illegal indiregandi yapıyoruz bu mp3leri??
limewire çalışmıyor, kazaa sadece Amerike'de ve paralı filan.
yan mı bastık?
albüme gidip para mı vericez hulen.
son cümle kalbime dokundu ya.
yazık verelim onlar da insan emek filan bik bik ama şimdi
nerden gideyim de tea music store filan.
zort.

bu üsttekinin aynısı var bende ama benimki çöpten çıkmış gibi.
ki en güzel kullanmaya çabaladığım aletlerden biri kendisi çünkü koca insanımın.
neden benim sahip olduğum herşey pis gözüküyor?
pis miyim ben?
değilim, sensin pis!

dikizit